ASIL İŞVEREN ALT İŞVEREN İLİŞKİSİ NEDİR?
Kıymetli hemşehrilerim geçmiş Kurban Bayramınızı kutlar, tekrarına hep birlikte sağlıkla kavuşmayı Yaradan’dan niyaz ederim. Bu haftaki konumuz asıl işveren- alt işveren ilşkisi, alışılmış adıyla taşeronluk konusu…
İş Kanunu’na göre ; bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
Asıl işveren, alt işverenin işçileri ile sözleşme imzalamaz. Alt işveren, asıl işverenin işinin bir bölümünde ya da yardımcı işlerinde kendisine ait işçileri çalıştırır. Çalıştığı işçilerin ücretlerini ve diğer haklarını alt işveren ödemelidir. İşçiler, onun yönetiminde işlerini yerine getirirler.
İş Kanunu’nun 36.maddesinin 5.fıkrasında, “İşverenler, alt işverene iş vermeleri halinde, bunların işçilerinin ücretlerinin ödenip ödenmediğini işçinin başvurusu üzerine veya aylık olarak resen kontrol etmekle ve varsa ödenmeyen ücretleri hak edişlerinden keserek işçilerin banka hesaplarına yatırmakla yükümlüdür.” hükmü yer almaktadır. Söz konusu düzenleme özel sektör ve kamu işverenlerinin tamamı için zorunlu olarak yerine getirilmesi gereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir.
Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler.
Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez.
Alt işveren faaliyetini asıl işverenin işyerinde yürütse de işyerini kendi iş organizasyonu kapsamında bağımsız şekilde örgütleyebilir. Ancak yine de de alt işverenin faaliyeti, asıl işverenin mal veya hizmet üretimine katkı sağlamaya yöneliktir. Bu yönüyle mal veya hizmeti satın alan üçüncü kişiler, satış, iade, şikayet gibi konularda asıl işvereni muhatap alır.
Asıl işverenin işyerinde mal veya hizmet üretimi işlerinde çalışan kendi işçileri de olmalıdır. Alt işverene verilen iş, işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin bir iş olmalı, asıl işe bağımlı ve asıl iş sürdüğü müddetçe devam eden bir iş olmalıdır.
Alt işverene işin bir bölümü verilmelidir.
Asıl işveren alt işveren ilişkisinde he iki tarafın yapılacak işten dolayı işverenlik sıfatının bulunması gerekmektedir. Taraflardan biri işveren değilse o ilişki asıl işveren alt işveren ilişkisi olarak değerlendirilemez.
Alt işveren-asıl işveren ilişkisinde alt işverene verilen işin asıl işverene ait işyerinde yaptırması gerekmektedir.
Asıl işveren alt işveren ilişkisinde, alt işveren işçilerinin sadece asıl işveren işyerinde çalıştırılması gerekmektedir. Alt işveren işçileri başka başka işverenin işyerlerinde de çalıştırılıyorsa asıl işveren -alt işveren ilişkisinden söz edilemez.
Alt işveren, daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kimse olmamalıdır. Ancak daha önce o işyerinde çalıştırılan işçinin bilahare tüzel kişi şirketin ya da adi ortaklığın hissedarı olması, alt işveren ilişkisi kurulmasına engel teşkil etmez.
Alt işverenlik sözleşmesi aşağıdaki hallerde geçersiz olur:
İşyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde uzmanlık gerektirmeyen işler alt işverene verilirse,
Daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işverenlik ilişkisini kurulursa,
Asıl işveren işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak hakları kısıtlanmak suretiyle çalıştırılmaya devam edilirse,
Kamusal yükümlülüklerden kaçınmak veya işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut çalışma mevzuatından kaynaklanan haklarını kısıtlamak ya da ortadan kaldırmak gibi tarafların gerçek iradelerini gizlemeye yönelik işlemler yapılırsa sözleşme geçersiz olur.Bu durumda işçinin muhatabı esas işveren olur.
Özetlemek gerekirse;
Asıl işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işleri veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işleri diğer işverene veren, asıl işte kendisi de işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiyi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşları ifade etmektedir. Alt işveren ise, bir iş yerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde veya yardımcı işlerde, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren alanlarda iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini, sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise asıl işverendir.
Alt işverenin işçilerine karşı, asıl işveren alt işverenle birlikte sorumludur. İş Kanunu, bu konuda işçileri mağdur etmemek istemiştir. Asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.Örneğin, alt işverenin işçilerinin ödenmeyen ücretlerinden veya işçilerin uğradıkları iş kazasından doğan zararlardan asıl işveren de sorumludur. İşçiler asıl işverene de başvurabilir.
İlknur ŞAHAN USTA'nın Konya Postası Gazetesindeki Köşe Yazısından Alıntıdır.